Akciğer Kanserinde Hedefe Yönelik Tedaviler

meltem topalgökçeli selam

Kanserin görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Uluslararası Kanser Ajansı 2012 verilerine göre dünyada en çok tanı koyulan ve en çok olumun olduğu kanser türü akciğer kanseridir. Randomize çalışmalarda ve meta analizlerde, cisplatin- bazlı kemoterapi ile ileri evre küçük-hücreli-dış akciğer kanserinde (KHDAK) yaşam süresinin uzadığı gösterilmiştir. Ama elde edilen cevabin suresi ve toksisite en önemli sorunlardır. Akciğer kanserinin biyolojisinin daha iyi anlaşılması hedefe yönelik ilaçların gelişmesine yol açmıştır.Spesifik bir yolak ve/veya popülasyonu hedef alan yeni ilaçların; hem tedavi etkinlikleri daha fazladır hem de tedaviden en fazla fayda görecek hasta popülasyonunu seçme imkanı sağlarlar. Bu ilaçlarla henüz şifa sağlayamasak da, hastalarımızın bir bölümünü ortalama 1-1.5 yıla ulaşan sürelerle kemoterapisiz tedavi edebiliriz.

Hastalarımızı tedavi ederken hücre tipine göre daha etkin kemoterapi rejimini seçebildiğimiz gibi yapılan ek incelemelerle daha spesifik tedavi seçeneklerini de uygulayabiliriz. Squamoz dişi alt hücre tipine sahip tümörlerde epidermal büyüme factor reseptörü (EGFR) mutasyonu, EML4-ALK ve ROS-1 translokasyonu adı verilen bu üç özel genetik tetkik artik kolayca yapılabilmektedir. EGFR mutasyonu saptanan evre IV hastalarda kemoterapi yerine daha etkin bir tedavi olduğunu bildiğimiz Erlotinibi kullanabiliriz. ALK veya Ros 1 translokasyonu saptanan hastalarda da kemoterapi sonrası ilerleme gösterenlerde crizitonibi kullanabiliriz. Bu ilaçlar kemoterapi gibi yan etkilere neden olmadan kanseri durdurucu ve küçültücü etkiye sahiptir. Yapılan çalışmalarda etkileri kanıtlanan ilaçlar akciğer kanserinin tedavisinde önemli bir yere sahiptir.

Bu ilaçlar genellikle iyi tolere edilmelerine rağmen spesifik yan etkilere sahiptir. Erlotinib de en sık görülen yan etki akneiform döküntü (sıklıkla baş boyun bölgesinde) ve cilt kuruluğu yani cilt toksisitesidir. Cilt toksisitesi sıklıkla topical veya oral antibiyotiklerle uygun bir biçimde tedavi edilebilmektedir. Diğer sık görülen yan etkiler diyare, halsizlik ve iştahsızlıktır. Birkaç hastada (çoğunuklaAsyalı) hayati tehlike yaratabilecek interstisyal pnömopati görülmüştür.
Crizotinibin toksik etkileri arasında görme bozukluğu, gastrointestinal yan etkiler, karaciğer enzimlerinde artış sayılabilir.
Her ne kadar bu ilaçlara iyi cevap da olsa zamanla direnç gelişmekte ve tedavi etkisiz kalmaktadır. EGFR mutasyonu olup Erlotinib kullanan hastalarda ortalama 7-8 ay sonra direnç gelişebilir. Bunun direncin en sık rastlanan sebebi T790 M mutasyonudur. Bu mutasyon olan hastalarda yeni bir tedavi seçeneği artık mevcut. Osimertinib erlotinib sonrası kullanılabilen FDA onaylı bir ilaçtır.ALK (+) crizotinib kullanan hastalara da ilaca karşı cevapsızlık olduğunda da ceritinib veya alectinib kullanılabilir.

Tumorun buyumesi ve beslenmesini saglayan kan damarlarının oluşumunu engelleyen bevacizumab da kemoterapi ile birlikte uygulandiginda tümörün küçülmesine ve yayılmasının engellenmesine fayda ettigini gosteren calişmalar mevcuttur. Tabi uygun hasta ve hücre tiplerinde kullanılması kaydıyla.

Artık günümüzde hastalarımıza daha spesifik tedavileri uygulama şansına sahibiz. Tıbbı onkologlar hastalarını değerlendirerek günümüzde hasta için en uygun tedaviyi belirleyerek tedavisini yapmaktadır.

Medikal Onkolog Uzm. Dr. Meltem TOPALGÖKÇELİ SELAM